2007 yilinda haber, spor vs programlarını izlemeyi biraktim Turk televizyonlarında… Sadece Digiturk’te yabancı dizi izlemeye başladım, 3-5 seneye de Netflix geldi ona da gerek kalmadı. Tek istisna IzTV, ülkemizde yapılan nadir kusursuz islerden oldugunu dusunuyorum. Haberleri de Twitter’da çizgisine guvendigim (gercek) basin kuruluş ve mensupları uzerinden takip etmeye başladım, hem gercek zamanlı hem de rafine habercilikten çok memnunum.
Sonra ara sira özellikle Turk dizilerine denk geldigimde eskiden farketmedigim bir durumu idrak eder oldum, desibel… Herkes bagiriyor, her durumda bagiriyor. En ufak bir ünlem bile abartılı. Mutlu olan sevincinden, üzülen üzüntüsünden, kizan hiddetinden bagiriyor. Açık oturumlarda da herkes bagiriyor, haber programlarında da. Mac anlatan spiker sahada fazla bir futbol olmamasına ragmen yüksek tonda anlatıyor.
Ezelden beri çok sessiz sakin bir ülke ve toplum degiliz, eyvallah, pazarcımız bagirir, öğretmenimiz bagirir, taraftarımız bagirir ve bağırmayan taraftar evine gitsin istenir çok da nazik olmayarak. Ama söyle bir düşündüğümde bu is bu boyuta ne zaman geldi hatırlamıyorum. Sokak, okul kendine özgü yapilariyla bu ses seviyesini kaldırabilecek yerler ama evdeki goruntu-ses kutusundan bu kadar gurultu gelmesinin ne gereği var? Sonucta sesi kisilabilen bir aygıt degil mi bu, kimi kandırıyoruz? Bir de reklam kusagi girdiğinde kendiliğinden ses seviyesi artıyor, herhalde dikkat çekmek amaçlı, daha da sinir bozucu…
Eskiden televizyonda “uhulet ve suhuletle” konusulan diziler, normal tonda tartışan spikerler, moderatorler, spor yorumcuları vardi. Simdi rastlamak çok güç. Neden boyle diye düşündüğümde aklıma tek birşey geliyor, genel icerik kalitesi. Hani kalitesiz malzemeyle yapilmis tatlıya sekeri, kebaba tuzu, poğaçaya yagi çok koyarlar ya… Bu baskin tatlar dilimizin (kalitesiz ürünlerde olmayan) daha naif ve rafine tatları almasını engellesin diye. Bu is de biraz oraya gidiyor. Kenter’ler gibi jestinle mimiginle oynayamıyor musun? Ne gam, patlat bir ic Anadolu aksanli bagirti! Kenan Onuk gibi spor tarihçesi ve felsefesi konusunda bilgi sahibi birisi degil misin? Problem yok, x hoca degil, y oyuncu degil de bağıra bağıra. Yandan da birisi de katilsin, al sana curcuna…
Bir yerde okumuştum, karpuz satmak icin bağırmak gerekebilir ama hiçbir kuyumcuyu bunu yaparken göremezsiniz deniyordu. Yükün hafif, pahan ağır, katma degerin fazlaysa bağırmasan da müşteri seni buluyor…
